Ver Lefter’e Yaz Deftere | Bir Efsanenin Hikayesi
Karşınızda Ordinaryüs Lefter. Kendisini saygıyla anıyor ve size ondan bahsetmek istiyorum.
1925’te bir Rum balıkçıyla Türk annenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Derslerinde diğer kardeşleri gibi başarılı değildir çünkü aklı fikri top oynamaktır. Hem balıkçılık yaparak ailesini geçindiriyor hem de durmadan futbol oynuyordur. Yeni ayakkabı alacak paraları da olmadığı için sevdasının peşinden çıplak ayakla koşar. En sonunda okuldaki abileri elinden tutup Büyükada Futbol Takımı’na yazdıracaklardır.

Sonrasında yaşı büyültülüp Taksimspor’a profesyonel imza atar. Taksimspor’da harikalar yaratırken vatan borcu gelip çatar ve Lefter 1943’de askere gider. Askerliğini Diyarbakır’da yapar. Askerlikte de futbolu bırakmaz Lefter, elbiselerini gizleyerek şehir karmalarında futbol oynar ve ilk defa adını doğu illerinde duyurur. Sonrasında askerliğini bitirir ve Büyükada’ya döner. 1947’de askerden döner dönmez heyecandan günlerce uyuyamayacağı bir gelişme yaşanır.
Çocukluk hayali, ilk aşkı Fenerbahçe kendisini istemektedir. Ailesini de ikna ederek 23 yaşında Fenerbahçe’ye imza atar. İlk antrenmanından sonra kimseye haber vermeden tesisleri terk eder. Ertesi gün “Niye kimseye haber vermeden gittin?” diye sorulduğunda “Yıllarca hayallerini kurduğum ağabeylerimle yan yana antrenman yaptım. Çok heyecanlandım. Sonra onlarla aynı yerde soyunmaktan utandım.” diyecektir. Burada ününü tüm ülkeye yayar öyle ki bu ün sınırları aşar, yurtdışına taşar. 3 Ekim 1951’de yurt dışına transfer olan ilk futbolcu sıfatıyla Fiorentina’ya yolu düşer. Burada da herkesin sevgisini ve övgüsünü kazanır Lefter. Taraftarlar adını her maç ‘Turco’ diye haykırmaktadır. Öyle ki onun başarılarının sayesinde birçok Fiorentina oyuncusu milli takıma seçilecek buna rağmen İtalya milli takım teknik direktörü keşke o Turco’yu da alabilsem diyecektir.

Bir sonraki durağı Fransız takımı Nice olur. Bir gün Nice – Kızılyıldız maçında Lefter harika bir gol atar. O dönem Kızılyıldız’ın kalesinde Avrupa’nın en iyi kalecilerinden Beara bulunmaktadır. Lefter golü attıktan sonra Beara’nın kendisine doğru koşmaya başladığını görür. Taraftarlar donup kalmıştır. Lefter şaşkınlık içinde ona bakmaktadır. Beara koşar adım gelir ve Lefter’in alnından öper, sarılır. Sanırım bu olay Lefter’i anlatmak için yeterli olacaktır.
Lefter’in içindeki vatan hasreti dayanılmaz bir hâl alır ve 1953’te ülkeye Fenerbahçesine geri döner. Bu dönemde bir çok zorlukla karşılaşır. 6-7 Eylül olaylarında Büyükada’da ki evi taşlanır. Evini basan isyancı grup Lefter için ‘Vurun gavura!’ diyerek taş atarlar. Ancak ahde vefa zamanıdır. Evinin basıldığını duyan Fenerbahçeliler yardıma koşarlar ve evin önüne set çekerler. Lefter evini taşlayanların kimliğini bilmesine rağmen isimlerini vermeyecektir.

Para teklif etmesine karşın Yunan milli takımını reddetmesi Rum tarafında büyük tepki toplayacaktır.
Türkiye – Yunanistan maçı oynanacaktır ancak atmosfer çok gergindir. Maç esnasında Yunan taraftar ve futbolcuların küfürlerine, atılan maddelere, tekmelere aldırış etmez çünkü maç sonunda kazanan kendisi olmuştur. Mili formaya çok büyük hizmetler eden Lefter ilk defa kendisine verilecek olan 50. Maç altın madalyası uygun görülür. Mili takım için 21 gol atar ve uzun zaman en çok gol atan ünvanını taşır. 1964’de yine ilk defa kendisi için düzenlenecek olan Bjk- Fenerbahçe jübile maçına kadar tam 14 yıl Fenerbahçe’de top koşturur. Toplam 16 yıllık Fenerbahçe kariyerine 615 maçta 423 gol sığdırır.
Seneler içinde Fenerbahçe pahalı oyuncular alıyor ancak tek bir kişinin yeri değişmiyordur. Bir gün Fenerbahçe tribünlerinin vazgeçilmezi Manol ilk defa Lefter’e “Ordinaryüs” diye bağıracak, bu lakap onun peşini hiçbir zaman bırakmayacaktır. Gol atmadığı günlerde gözlerine uyku girmeyecek Can Bartu onun için ‘tek başına bir takım‘ diyecektir.
Lefter futbolculuğu sırasında Tercüman Gazetesi’nin desteğiyle Anadolu turuna çıkacak, 126 il ve ilçeye uğrayacak, yaptığı 31 özel maçta Anadolu insanına futbolu sevdirecektir. Türkiye’nin kuzeyinden başladığı Anadolu turnesinde doğu, güney ve batı bölgelerini ziyaret ederek son olarak Balıkesir’e uğramıştır. 4756 kilometre gidilmesi planlandı ama 20 günde 7343 kilometre yol kat edildi.

Futbolculuğundan sonra teknik direktörlük yapar ancak uzun süre devam ettiremez çünkü hocalık onun için hiçbir zaman sahada olmanın zevkini tattıramayacaktır. Daha sonra uzun yıllar Milliyet gazetesinde spor yazarlığı yapar. Lefter 13 Ocak 2012 tarihinde, tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde 86 yaşında ağır zatürreye bağlı kalp yetmezliğinden vefat etmiştir.
3 Mayıs 2009‘da Kadıköy’de Kuşdili Parkı’na heykeli dikilmiştir.
Türk futboluna kattıkların için sonsuz teşekkürler Ordinaryüs.
Bitti kalem, doldu defter
Güle güle Lefter!



