Karizmatik Dizi “Russian Doll” ile Tanışın

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Natasha Lyonne‘u özlediniz mi? Kendisini Orange Is the New Black‘ten tanıyıp da sevmeyen yoktur sanırım. Şayet tanımıyorsanız da Russian Doll tanımak için harika bir fırsat gelin size şu eğlenceli, bohem ve zekice diziden biraz bahsedeyim.

Baştan söylüyorum konusu biraz klişe. Hatta sırf bu yüzden az kalsın büyük bir hata yapıp izlemeyecektim. Nadia isimli karizmatik ablamız 36. yaşı için düzenlenen partinin olduğu gece beklenmedik bir şekilde ölüveriyor. Ancak ölümünden hemen sonra partideki bir andan tekrar aynı geceye başlayıveriyor. Fark ediyoruz ki bir şekilde zamanda sıkışmış. Farklı şekillerde tekrar tekrar ölüyor ve hooop geceye yeniden başlıyor. Ya da biz öyle sanıyoruz… Merak etmeyin spoiler vermeyeceğim sadece heyecan yaratıyorum.

Konu klişe ancak dizi öyle sürükleyici ki diziden başınızı kaldırdığınızda çoktan 5.bölüm civarına gelmiş oluyorsunuz. Dizi de zaten 8 bölümden oluşuyor. Geriye daha az bölüm kalmış olduğunu görünce de insan izlemeye kıyamıyor ama el mahkum devam ediyor.

Gayet Başarılı Çünkü…

Biricisi ana karakter çok doğal. Hem kolay empati kuruyoruz hem de “şimdi ne yapacak” diye merakla takip ediyoruz. Aslında burada Natasha Lyonne‘ın karakteriyle olan bağlantısı bayağı etkili olmuş sanırım çünkü Russian Doll‘un Nadia‘sı, Orange Is the New Black‘in Nicky Nichols‘ına oldukça benziyor. Ben bunu kolaya kaçmak olarak nitelendirmiyorum çünkü asi kız kıyafeti üzerinize bu kadar yakışıyorsa sık sık giymenizin teklif edilmesi veya sizin giymek istemeniz çok doğal bir durum.  

İkincisi olaylar sırf dizi olsun diye daha kolay veya daha zor ilerlemiyor.  Bu oyunu bilirsiniz; karakterler sırf dizinin düğümü daha güzel kurulsun diye mantıksız davranır, neden sonuç ilişkileri zayıf kurulur. Bence bu, hikayelerde oldukça önemli çünkü; herhangi bir eseri sadece sizde uyandırdığı duygular için izlemiyorsanız bu oyunu sadece belli bir yere kadar yutabiliyorsunuz. Dolayısıyla bu oyunu kotası benim gibi bir izleyici için hemen doluyor ve seyirci olarak salak yerine konulduğumu düşünmeye başlıyorum. Russian Doll bence bunun ayarını iyi tutturmuş, o yüzden klişe konusuna rağmen klişe bir yapım olmamış.

Zamanda sıkışma durumunu kimsenin Sherlockvari bir bilgelikle yönetmesine izin verilmemesi diziye kafa açıcı bir nokta da eklemiş. Kesinlikle derin değil ama yine de zamanın göreliliği ve paralel evrenler tartışılmaya başlanması bence baya hoş. Bu sayede biz de karakterlerle birlikte olayları çözmeye fikir yürütmeye başlıyoruz ve belki de bu yüzden dizinin bu kadar içine girmiş halde buluyoruz kendimizi.

Dizinin takdir ettiğim bir başka başarısı ise bu kadar kötümser ve bohem atmosferini, yerinde şakalara ve hızlı akışıyla harika dengelemesi olmuş. Görsellik olarak baktığınızda renkler, mekanlar ağır gibi görünüyor. Hikayede öyle mutlu mesut hayatlardan bahsetmiyor. Nitekim ben de dizinin önizlemesine bakınca ruh halim şu an böyle depresif bir içeriği kaldırır mı diye tereddüt etmiş, Natasha Lyonne sevdamın iteklemesiyle başlamıştım. İyi ki de önyargımın beni engellemesine izin vermemişim çünkü dizi bunun dengesini kurmakta oldukça başarılı çıktı.

Puanlamaya Gelirsek…

Dizi 1 Şubat 2019’ta Netflix’te yayınlandı ve anlık IMDB puanı 8.0. Puan henüz çok taze, değişimler yaşanabilir ancak ben üstteki övgülerime rağman 8’lük bulmuyorum. Russian Doll farklı, eğlenceli ve sanatsallık puanı yüksek bir dizi  bu yüzden kesinlikle takdir ettiğim bir iş ancak bu kadar yüksek puan için bende daha fazla iz bırakan bir eser olması lazım.  Siz de izledikten sonra düşüncelerinizi yorum olarak bırakabilir veya bana yazabilirsiniz.

 

Facebook'la Yorum Bırak
Paylaş.

Leave A Reply