Savaş Mağduru Bir Yazarın İntihar Mektubu | Stefan Zweig

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

“Bize hiç bir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz. / Satranç”

Dünya savaşının daima karşısındayken, yaşamı boyunca kendisiyle verdiği savaşa bir an olsun dur diyemeyen Stefan Zweig, 23 Şubat 1942 sabahı soda şişesinin içine koyduğu zehiri içerek, eşiyle birlikte yaşamına son verdi. İşte ölümünün 70. yıldönümünde ortaya çıkan intihar mektubu, yaşam hikayesi ve intihara sürüklenişiyle Stefan Zweig…

28 Kasım 1881 tarihinde Avusturya’nın Viyana şehrinde doğmuş, varlıklı bir ailede büyümüş olan Stefan Zweig küçüklüğünden itibaren ciddi bir eğitim almış, İtalyanca, Fransızca, İngilizce, Almanca, Yunanca ve Latince gibi dilleri konuşabilen iyi eğitimli bir yazardı.  Lise çağlarında Alman şair Rainer Maria Rilke’den çok etkilenerek şiir yazmaya başlamış ve kalemine bu doğrultuda yön vermiştir. Üniversitede ise Edebiyat ve Felsefe fakültesine girip, felsefe eğitimi almıştır. İlk şiirlerini 1901’de “Gümüş Teller” adıyla yayınlamış, aynı dönemde “Yeni Özgür Basın” gazetesinde uzun soluklu bir işe başlayarak, burada tanınmış birçok şair ve yazarla dost olup 1904 yılında ünlü şairlerin şiirlerini Almancaya çevirmeye başlamıştır.

 

I. Dünya Savaşı başladığında Belçika’da olan yazar Viyana’ya dönmüş, savaş karşıtı kimliğini korumuş ve tüm ısrarlara rağmen savaşa katılmayıp sadece gönüllü olarak “arşiv memurluğu” görevini üstlenmiştir. Bu göreviyle ilgili düşüncelerini şu sözlerle açıklar:

“Övünülecek bir görev olmadığını açıklayayım; ama böyle bir iş, Rus köylüsünün bağırsaklarını süngüyle delmekten daha uygundu bana.”

1934 yılında iktidara geçen Nazi ideolojisi, Zweig’ın Avusturya’yı terk etmesine sebep olmuştur. Eşiyle birlikte önce İngiltere’ye ardında ABD’ye giden yazar, Brezilya’ya yerleşmiştir. Ancak bu kaçış Zweig’ı huzura ve barışa kavuşturamamış, II. Dünya savaşıyla birlikte tüm dünya savaş etkisi altına girmiştir. Bu dönemde Nazi hükümeti birçok önemli yazar ve şairin kitabını yasaklayıp yok etmeye başlamış, bu listenin başlarında Stefan Zweig da yerini almıştır.

Alman şair Heinrich von Kleist’ın eşiyle birlikte silahla intihar etmesinden çok etkilenip benzer şekilde hayatını sonlandıran yazar, 23 Şubat 1942 sabahı zehirle intihar ederken eşi Lotte’ye şu sözleri söyler; “Yanıma gelmek arzusundaysan eğer bunu istediğin zaman yapabilirsin…” Lotte’nin cevabıysa sadece “Beni seviyor musun?” olmuştur. Zweig’ın “Evet!” cevabının ardından, şişedeki zehrin tamamını içerek eşinin yanına uzanır ve birlikte sonsuz yolculukları başlar.

Adolf Hitler’in ve Nazi ideolojisinin dünyayı sarıp kalıcı bir düzen sağlayacağı düşüncesi, kendi dünyasının da bir daha asla var olmayacağı hissiyle intihara sürüklenen yazarın intihar mektubu ölümünün 70. yıldönümünde İsrail kütüphanesi tarafından internet üzerinden okurlara sunuldu.

İşte Stefan Zweig’ın intihar mektubu:

“Özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: Bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke Brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. Her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım Avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. Ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. Ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. Bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. Ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. Bütün dostlarımı selamlarım! Hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! Ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”

Stefan Zweig Petropolis 22.11.1942

 

Paylaş.

About Author

Leave A Reply