Farklı Olmak!

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Sadece nefes almanın yaşamak olmadığını anlayanlara,

Doğa yasaları gereği canlılar yaşar ve ölürler. İnsanlar, diğer canlılardan farklı olarak bu yaşama işini bilinçli bir şekilde sürdürebilme ayrıcalığına sahiptirler. Gelip görelim ki birçok insan bunu tercih etmez. Çünkü insandan çok “insanlık” tarafından ortaya konmuş belirli kurallar nefes almakla birlikte bir yetmiş yılı doldurmaya yetiyor çoğu zaman. İnsanlar kendi hislerini, düşüncelerini topluma uydurup yaşadığını düşünürken farklı olanlar derhal dışlanıyorlar. Bugünkü konumuz “farklı olanlar”, aynı olanlar zaten tek bir tipleme olduklarından haklarında yazılma ayrıcalığına sahip değillerdir.

FARKLI OL

Ön yargılarımızdan dolayı karşılaştığımız insanları toplumca farklı diye nitelendirmeye bayılıyoruz. Çünkü toplum kurallarına aykırı olmak farklı olmaya yetiyor. Kaş deldirmek, şort giymek hatta bir esnafa gülümsemek bile sizi farklı kılabiliyor. Nasıl anlatsam? Büyüklerimiz bir şey anlatırken cümlelerine “bizim zamanımızda…” diye başlarlar. Bu cümleyi ne zaman duysam aklıma eski zamanlar gelir. Aşkın, arkadaşlığın, sevginin filmlerde kalmadığı dönemler. Günümüz insanının ise bizim zamanlar olarak anlatacağı ise pek bir şey yok. Ne diyebiliriz ki? Bizim zamanımızda yağmurun yağdığı instastorylerde öğrenilirdi ya da bizim zamanımızda kadına gösterilen değer haber kanallarında verilirdi. Oysa teknolojinin sürekli gelişmekte olduğu, ufkumuzu açan araştırmaların yapıldığı bir çağda yaşıyoruz. Yetmiyor ülkemiz turizm, kültür ve doğa konusunda birçok zenginlik barındırıyor. Biz ise bunları değerlendirmek yerine yeşillikleri ezip geçen metrolarımızla, namus davası ayağına karılarını öldüren erkeklerimizle, çocukları mahveden insanlarımızla “mutlu” bir birliktelik içerisinde yaşayıp gidiyoruz.

Toplum kurallarımız bunların hepsine hoşgörüyle yaklaşıyor çünkü. Biz üreten insan sevmiyoruz, biz aşık çiftleri, okuyan kızlarımızı sevmiyoruz. Biz insanı insan, toplumu toplum, bireyi birey yapan her şeye karşıyız. Bize göre enstrüman çalan ya da çizim yapan kişi havalı oluyor yetenekli değil, birilerine yardım eden kişi enayi oluyor gönlü bol değil, kahkaha atan kişi ayıplanıyor mutlu görülmüyor. Peki böylesine bir toplumda farklı olmayıp ne yapacaksın ki? Düşünelim. Hayallerinin peşinden koşacaksın öncelikle. Tabuları yıkacak, kuralları yok edeceksin. Kulaklığını takıp kitabını okuyacaksın. Bir kere kendine inanacaksın, denilenlere değil. Sözünü verdiğin şeyleri yapacaksın, sözü edilenleri değil. Seveceksin, sevilmeyecek olsan bile. İşini, ilişkilerini, hayatını çıkarsız bir şekilde içine sinerek yaşayacaksın. Bu hayatta en sevmediğim insan tipidir cahil olanlar. Cahil olmak bir tercihtir, mecburiyet değil. Onları göz ardı edip farklı olacaksın, diğerleriyle aynı değil. Ve bu sayede insan olacaksın, anlatılmaya, yazılmaya, yaşamaya değer hür bir insan.

Unutmayalım ki o  çok sevdiğimiz yağmurlara onlarca şiir yazılmış, binlerce şarkı bestelenmiştir. Buna rağmen marifetli buluta ya da güzelim gökkuşağına yazılan yazılara pek rastlamayız. Oysa yağmurdan sonra gözümüzü alan gökkuşağı da farklı renklerden oluşur. İnsanlığı insan yapan farklı olanlar gibi.

Facebook'la Yorum Bırak
Paylaş.

Leave A Reply