Sinema Tanrısı Selamet İçin Destek İstiyor | Bu Kısa Filmi Bir Kenara Not Alın

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Türkiye’de, ticari gösterim şansı olmayan ve yolumuzun ancak film festivallerinde
kesişebileceği çok güzel filmler yapılıyor.  İşte bu tarz bir kısa film daha şu sıralar da yapım aşamasında. İstanbul Okan Üniversitesi Sinema Televizyon bölümü öğrencisi olan Ahmet Toğaç, Kulak Misafiri adlı kısa film bitirme projesiyle festival yolculuğuna kolları sıvamış genç bir arkadaşımız.

Peki, bitmemiş bir filmin neden haberini şimdiden yayınlıyoruz?

Aklınızdan böyle bir soru geçiyorsa Kulak Misafiri adlı projenin kitlesel destek fonlamasında vurgulanan cümleyi sizlerle paylaşalım. “Filmi biz başlattık ancak filmi sizin desteklerinizle tamamlayacağız.”

Filmin konusundan bahsetmeden önce Kulak Misafiri’nin tam bir karakter filmi olduğunu söyleyebiliriz. Başkarakter Selamet, filmin adından dahi daha çok hafızalarda kalacak birine dönüşmesi işten bile değil. Selamet’i Turgay Aydın canlandırıyor. Sinemaseveler onu Korkuyorum Anne’nin Keten’i, TV dünyası da Hatırla Sevgili’nin Mehmet’i olarak tanıyor. Şimdilerde ise Bir Zamanlar Çukurova’nın Doktor Sebahattin’i.

Bir karakter filmi tabi ama daha çok oyuncuyu dinleyeceğiz filmde. Örneğin filmde sesini en çok duyacağımız belki Selamet’in hayatından bile daha çok tanıyacağımız Serap karakterini canlandıran Deniz İnanç. İnanç filmin diğer bir oyuncusu İzel Demirhan ile birlikte şu sıralar rol aldığı, “Anne Frank’in Günlüğü”nden sahneye taşınan Anılar isimli oyunla Blackout Sahne Şişli’de ilgi çekici bir tiyatro deneyimi sunuyor. Serap’ın annesin canlandıran yılların sinema, dizi ve tiyatro oyuncusu Hülya Gülşen Irmak’ı da tanımayan yoktur herhalde?

Soldan sağa; görüntü yönetmeni, yönetmen, yardımcı yönetmen, sanat yönetmeni

Dostumuz Selamet, büyük bir merkeze taşınma arifesinde olan şirketin eski santralinde çalışmaktadır. Transferinin gerçekleşeceği ama asla o gelmeyen vakti beklerken, tüm gününü tanımadığı insanların telefon konuşmalarını dinleyerek geçirir. Rulo sudokusu dışında hayatında hiçbir heyecanı olmayan Selamet, telefondaki bir yabancıya karşı hissettiği yakınlığı keşfederek kendi hayatını ona benzetmeye çalışacaktır.

Bu yabancı ise Serap’tır. İsmiyle müsemma olan bir karakter. Bir görünüp bir kaybolan bir serap gibi. Tabi filmde ne kadar görüneceği de şüpheli. Neticede adı üstüne kısa film. Bir kısa film ne kadar uzun sürebilir ki?

Selamet ne yer ne içer nelerden hoşlanır günlerini nasıl geçirir derseniz ve onu tanımak isterseniz bakmanızı tavsiye edeceğimiz yeri söyleyelim. Filmin Fongogo hesabı! 

Filmin senarist ve yönetmeni burada size, filmi desteklerinizle nasıl tamamlayacağını kısa ve öz biçimde anlatıyor.  Buraya tıklayarak geçebileceğiniz bu web sitesinde filmin çekilen parçalarından görseller ve teaser da bulabilirsiniz.

Filmden bu kadar bahsedip yönetmene de son bir söz vermemek olmaz. 

Genç yönetmen Toğaç, siz tatlı destekçilerine ve seyircilerine fiminden şöyle bahsediyor:

“Filme karşı estetik dertlerim ve yaratmak istediğim dünyayı şimdi size sözlerle bahsetmek bana pek de cazip gelmiyor. Çünkü senaryo bile şu dönemde evrilmeye devam ediyor, prodüksiyon aşaması bittiğinde bile film kurgu masasında aslında yeniden şekil değiştiriyor. Filmi görene kadar bu “dertlerim” yerine bambaşka bir hikaye anlatmak istiyorum. Hem derdim filmde, ben konuşacaksam o niye var.”

Toğaç, çekimler sürerken yaşadıkları tuhaf tesadüfleri şöyle anlatıyor:

“Bir sinema tanrısı fantezisini kurup bu tanrının Selamet ile beni şu sıralar kesiştirdiğini hissetmek hoşuma gidiyor. Çünkü Selamet’in evine çıkan merdivenleri için mekan bakarken “bu mekan şahane, Selamet bu kapıdan girmeli” dediğim apartmanın adı Selamet çıkıyor. İnanmayan da gidip baksın; Kutlu Sk. Gümüşsuyu Mahallesi, Beyoğlu. (Gülüyor)

Selamet’in teaserda gördüğünüz gardırobunu hazırlarken bir pantolon buluyoruz, ‘Selamet filmde bunu giysin mi?’ diye öneriyorum sanat yönetmenime. ‘Ama geniş değil mi olur mu Selamet’e?’ diye sorarken bedenine bakıyoruz ve o da ne pantolon ‘Selamet Konfeksiyon’dan.

İlk set gününden sonra ekip ulaşımı için verdiğimiz ücretlerin fişleri geliyor (evet belki siz taksiden fiş almamışsınızdır hayatınız boyunca ama bir film seti buna çok alışıktır), en kalabalık taksiden dönen fişin üzerinde yine Selamet yazıyor, şoförün adı. Sinemanın tanrısı fantezisine nasıl inanmayayım ben şimdi?”

Tuvalet kağıdı üzerine tasarım olarak yapılan sudoku desenlerini çözmekle meşgul olan bu adamın hikayesine aslında çok da uzak sayılmayız.

Tele-kulaklar ya da röntgenci gözler bizden uzak olsun fakat film hem atmosfer hem de hikaye olarak kendini aldığı referansları gizlemiyor. Kulaklıkla bir masa başında oturan film karesini şöyle gözlerimizi kapatıp hayal ettiğimizde ilk akla gelen film 2006 yapımı Yabancı Dilde Oscarlı Das Leben Der Anderen (Başkalarının Hayatı) olabilir. Ne tuhaftır ki bu başyapıttan on iki yıl sonra yönetmen Florian Henckel von Donnersmarck, yine bir Soğuk Savaş Almanya’sı hikayesiyle şu sıralar vizyonda, Never Look Away. Filmin bir diğer net referansı ise 2016’nın belki de hakkı en çok yenen ve adı pek duyulmayan filmi Aloys. 

Toğaç, “Referans almak kolay, asıl ne yaptın yönetmen!” diye azarlanacak mı bilmiyoruz. Umarız talihi bu yönde olmaz. Hem artık sinema sinemaya bakar oldu, eğer bu referansları da filmlerden yakalayamayacaksak ne heyecanı kaldı film izlemenin. Neyse biz önce bütçemiz el verdiğinde destek bağışımızı yapalım, sonra da kenara not alalım bakalım geleceği nasıl olacak yönetmenimizin.

Filmi Instagram’dan takip etmek ve tüm süreçte ekiple beraber olmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Destek olmak için de buraya tıklayabilirsiniz.

Facebook'la Yorum Bırak
Paylaş.

Leave A Reply