Geçmişin Gölgesinde | Irkçılığı Hala Aşamamış Bir Ülke

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Amerika, hala ırkçılığın bariz yaşandığı, “freedom and freedom” mottosuyla siyahilerin şiddete maruz kaldığı, Martin Luther’in, Nelson Mandela’nın ve daha nicesinin verdiği onca mücadeleye rağmen ırkçılığın varlığını inatla sürdürdüğü bir memleket.

Tabii ki bütün suç beyazların da değil, yanlışın yanlışı doğurduğu karmakarışık bir ortam. Yeni oluşmamış bu ortama dair yapılan 1998 yapımı bu film ise bize günümüze dair pek çok benzerliği anımsatıyor Suriye meselesi gibi. Bu yazı sadece film hakkında o sebeple oralara değinmeyeceğim ben filmi eleştireceğim.

Tabii ki önce uyarılar

+18 hareketler ve muhabbetler

Şiddet içeren eylemler

Hapishane duşlarında düşen sabunlar

Başrollerini Fight Club ın şizofren ana karakteri Edward Norton ve Terminator’ün asi çocuğu Edward Furlong’un paylaştığı ve bu karakterlere Stacy Keach gibi bir isim ile destek verildiği bu yapım aslında olayların en yalın ve açık anlatımlarından biri. Sadece meydana gelen olaylar ile değil aslında insanların düşüncesel yapıları hakkında da ipuçları veren güzel bir eser. Furlong reisin şu trolüne ise değinmeden geçemeyiz.

Oyuncu kadrosu hakkında pek bir şey söylemeye gerek yok zaten oyuncular farklı filmler ile kendilerini kanıtlamış karakterler ve bu yapımda da rollerine çok iyi uyum sağlıyorlar.

Film, düz devam eden bir olaylar zincirine sahip değil. Yeri geldiğinde geçmişteki olaylardan birer küple verip olayla ilgili gerekli detayları veriyor bize. Film çok ani bir aksiyon ile başlıyor, biz “hop kardeş nooluyoz” diyene kadar 2 ceset çıkıyor.  Kendimizi ekrana böyle bön bön bakarken buluyoruz:

Sonra sakinliyor ve filmin akışına ayak uyduruyoruz. İlerleyen dakikalarda iki grubun arasındaki gerilimin ne boyutlara ulaştığını örnekleri ile görüyoruz. Bu gerilim filmin ilerleyen saniyelerinde daha da tırmanıyor ve patlıyor. Klasik bir Hollywood yapımı olduğu için de ana karakter bu noktadan sonra beynini kullanmaya başlıyor ve mantıklı hareketler serisi başlayacak diye bizi beklentiye sokuyor.

Film ise az biraz ters köşeye getiriyor bizi ve kadroyu sıralayan yazıları görene kadar dikkat ile takip gerektiriyor. Neyse ki bunun için özel çaba sarf etmenize gerek yok. Film ile ilgili 2 üzüntümüz var ki birincisi tamami ile Türkçeye çevirenlerin suçu, sonuçta filmin orijinal adı nere, geçmişin gölgesi nere.

Diğeri ise Furlong’un ödevini yazarken klavyedeki tuşlara rastgele basması, tabii ki kaçmadı gözümüzden.

Bütün bunları geçtikten sonra Abrahan Lincoln alıntısı ile bitirilmesi de oldukça manidar ve yerinde. 8,8 IMDB puanı ile mutlaka izlenmesi gereken filmler listesinde yerini alıyor.

Paylaş.

About Author

Ne kadar ağzımı tıkasa da hayat, zihnimden sızıyor yalancı çıkmak istediğim düşüncelerim; yaşama dair, topluma dair, bireye dair...

Leave A Reply