Evrensel İletişimin Dili | Frekanslar

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

“Evrenin gizemini anlamak istiyorsanız, enerji, frekans ve titreşim cinsinden düşünün.”

                                                                                                                                                     Nikola Tesla

Evrendeki canlı veya cansız her şeyin bir titreşim(frekans) yaydığı yapılan araştırmalar sonucu belirlenmiştir. Belirli bir frekansta titreşen bir sistemin, aynı frekanstaki dış titreşimin tesirinde kalarak yüksek genlikle titreşmesi olayına rezonans deniyor (Rezonans Kanunu). Bu kanuna göre canlı veya cansız tüm varlıklar birbirlerini frekanslarıyla etkisi altına alabilir, bunun için yeter şart ise benzer olmak.

 1900’lü yıllarda Bruce Taino ve Gary Young sağlıklı insanların gün içindeki ortalama beden frekanslarını ölçmeyi başardı. Sağlıklı bir insan vücudunun 62-72 MHz aralığında bir frekansı vardır. İyi hissettiğimizde farklı, kötü hissettiğimizde farklı frekanslar oluşturuyoruz. Yani radyo dalgaları kadar kontrollü olmasa bile değişken bir frekans aralığımız var. Yapılan araştırmalar sonucu olumsuz düşüncelerin insan frekansını 12 MHz kadar düşürdüğü, olumlu düşüncelerin ise 10 MHz yükselttiği tespit edildi.

Nikola Tesla insan vücudundaki frekansları, dış frekanslardan yalıtabildiğimizde hastalıklara karşı büyük bir direnç göstereceğimizi savunuyordu. Henüz Tesla hayatta iken 1920 yılında Dr. Raymond Rife belirli frekansları kullanarak virüsleri ve bakterileri yok edebileceğini buldu. Bugün de frekanslardan yararlanarak hastalar tedavi edilebiliyor.

Peki bizler oluşturduğumuz frekanslarla birbirimize nasıl etkilerde bulunabiliyoruz?

Yazımın başında da dediğim gibi benzer frekanslar üreten varlıklar aynı şeyleri düşünebilir, hissedebilir ve birbirine etkide bulunabilir. Mutluyken etrafımızdaki insanların da mutlu olması, aynı şekilde üzgünken onların da kederlenmesi birbirimizin frekansı etkisine girdiğimizden olabilir. Nitekim yapılan araştırmalar bu fikri destekler nitelikte. Kim bilir evde masanızın üzerinde duran çiçeği sularken ona güzel şeyler söylerseniz belki de daha hızlı büyür. Bunun da ötesinde sizinle aynı müziği dinlemekten zevk alıyor da olabilir 🙂 

Ya bu keşfin bir silaha dönüşme ihtimali? Eğer böyle bir frekans üretilebilseydi, son derece ilgi çekici bir cihaz olmaz mıydı? Fareli köyün kavalcısı hikayesine benzer bir  durum oluşabilir, suçluları nezarete kadar zorluk çekmeden getirebilirdik.

İnsan bedeninin doğal titreşim düzeyi saniyede ortalama 300 titreşimdir. Frekans yani titreşim düzeyi arttıkça kişilerin doğaüstü güçlerinde artış olacağı düşünülmektedir. Örnek verecek olursak saniyede 10 bin titreşim seviyesindeki insanların astral seyahat yapabileceğini söyleyen kaynaklar bulunmaktadır. Namazdan önce imamlar “Safları sıkı tutun.” der. Bu şekilde birden fazla fazla insanın titreşiminin birleştirilmesiyle güçlü bir rezonans alanı oluşturup dualarımızın daha kuvvetli bir şekilde iletilmesini sağlıyor olabilir miyiz?

Kalbimizin rezonans alanı beynimizinkine göre 5000 kat daha fazla bir manyetik alana sahiptir. Eğer olmasını istediğimiz bir şeyi kalbimize indirerek, onu hissedebilirsek yalansız dolansız bir şekilde yapabileceğimize inanırsak, birçok şey bizim için daha kolay olacaktır.

Bugün Tesla ile başladık onun kadar değerli bir bilim insanıyla bitirelim.

“Her şey enerjidir ve her şey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda artık yapacak bir şey yoktur o gerçeklik size ait olur. Bundan başka bir yol yoktur. Bu felsefe değildir. Bu fiziktir.”

                                                                                                                                                    Albert Einstein

Hepinize yüksek frekanslı günler dilerim  🙂

Paylaş.

Leave A Reply