Sherlock Jr | 25 Serisi (3)

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

1924 yapımı bir film düşünün. Bugünün komedi filmlerine taş çıkartacak bir mizah anlayışı ve çok da şirin bir konusu olsun.

“Kimin olabilir yahu hem de siyah beyaz bir film hmm” diye bir düşünün bakalım. Aklımıza ilk gelen isim Charlie Chaplin olabilir. Ancak bu filmimiz Buster Keaton adında, suratına bakınca ifadesini  çözemediğimiz bir yönetmenin eseri. Fakat söz konusu Buster Keaton olduğunda şöyle bir durur Charlie Chaplin’e bakarım. Arkadaş ortamında kavgalar çıkarır, överim ben bu adamı. Çünkü o dönemin yetersiz teknolojik şartları ve haricinde mükemmel bir görsel zekanın yansımasını, algılarımızı zorlayan bir çok sahne ile tecrübe  ettiğimiz 45 dakikalık bir filmden bahsediyoruz da ondan. Yeter artık dediğinizi duyar gibiyim. Artık analizimize başlayabiliriz. (Öhö Öhö)

            Sherlock Jr. filmi, küçük bir sinemada makinist olarak görev yapan ve dedektifliğe de merak salmış baş karakterimizin, cebindeki 2 dolar ile sevdiği kıza çikolata alma macerasıyla başlar. Fakat işler tabii ki o kadar yolunda gitmeyecektir. Onu sürekli alt etmeye çalışan rakibi, sevdiği kızın babasının kol saatini çalıp suçu da makinistimize atmasıyla işler daha da vahim bir hal alır. Bir daha sevdiği kızın evine giremeyeceğine bir hayli üzülen Sherlock, yanından ayırmadığı bir dedektiflik kitabı ve bu işi çözeceğine dair bir inancı olduğundan bu işin peşini bırakmaz. Fakat film işte tam da burada çok keyifli bir hal alır. Buster Keaton şaşırtmacalarına şayet alışkınsanız, bu dedektiflik oyununun gerçek hayatta değil de Sherlock’un rüyasında gerçekleşecek olmasının sizlerde daha çok heyecan uyandıracağına eminim.

Ancak filmin, ikinci yarısından itibaren şahlandığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Neredeyse bütün aksiyonlu sahneler bu kısımdadır. Gerek Sherlock’ un bilardo sahnesiyle gerekse motosiklet kullandığı sahneyle hafızama kazınmış bir filmdir kendisi. Finali de rüya ve gerçeği harmanlayan türden bir finaldir. Yüzümüzde daima  bir gülümseme ile izlediğimiz bu filmin samimiyeti, belki de yönetmenin dublör kullanmadığı ve korkusuzca çektiği bir çok sahnede gizli. Analizimin sonunda paylaşacağım son cümle Buster Keaton’ın bir sözünden alıntı olsun. Malum kendisinin sessiz filmlerinde “intertitle” denen konuşma boluncukları bile oldukça azdır. Bakınız ne diyor büyük üstat:

A comedian does funny things; a good comedian makes things funny 

Facebook'la Yorum Bırak
Paylaş.

About Author

Leave A Reply