Müzecilik | Masumiyet Müzesi

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Müzeler milletlerin hafızalarıdır, der Sunay Akın. Ülkemizde gezilmesi, görülmesi gereken çok müze var. Müzeler anlaşılmayı beklerler çünkü anlatmak, yaşanmak isterler. Bunlardan sadece biridir Masumiyet Müzesi. Kendini yalnızca sergileyerek anlatmakla kalmamış bunun yanında Orhan Pamuk’un ellerinden çıkmış bir eser oluvermiştir. Söyleyecek çok şeyi olduğundan bir broşürle kısıtlı kalmamış Kemal’in aşkıyla dile gelmiştir.

Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” diye başlar eser ve sizi Kemal’in hayatına sürekler. Sibel ile mutlu bir ilişkisi olan, tekstil zengini bir ailenin çocuğudur Kemal. Nişanlısına çanta almak için girdiği Şanzelize Butik’te uzaktan akrabası olan Füsun ile karşılaşmasıyla başlar hikayesi. Yıllardır görmediği Füsun’u gözlerinden tanır, bir bakışta. O bakışlar, devamında gelen o buluşmalar, öpüşmeler, sevişmeler Kemal’in hayatını yerle bir etmeye yetecektir. Bunun devamında ise yaptığı bir hata ile hem Füsun’u kaybedecektir hem de Sibel’i.

Kitapta Füsun’u en başta aşık, bağlanmış bir kadın olarak görürüz. 1975′li dönemleri düşünürsek kendinden oldukça büyük nişanlı bir adam ile her şeyiyle birlikte olması okuru etkilemiştir. Sayfalar ilerledikçe saplantılı bir şekilde bağlanan Kemal iken kırgın Füsun, ona ilgi gösteren Feridun ile çoktan yeni bir hayata yelken açmıştır. Yıllar sonra Kemal, Füsun’u bulur. Bu süreçte babasını kaybetmesiyle, Füsun’un yokluğuyla sınanmasıyla, abisiyle, nişanlısından ayrılışıyla daha yıkık bir hale gelmiştir.

Kemal, Füsun’u daha fazla görebilmek için Feridun’un yönettiği Füsun’un başrol olacağı filmin yapımcılığını üstlenir. Olaylar bu noktada Kemal ve Füsun’un ailesiyle devam eder. Gidilen sinemalar, demlenilen meyhaneler, eşlik edilen şarkılar ve bunların yanında Füsunların evinde yenilen akşam yemekleri… Kemal bu sayede haftanın en az 3-4 gecesini Füsunların evinde geçirmeye başlar. Ama orada geçirdiği zaman ona yetmeyecektir. O da bu yüzden anı toparlamaya başlar, avunmak için.

Müze ziyareti sırasında gezeceğiniz ilk katta bu anıların ilk kısmını göreceksiniz. 9 yıla yayılmış 4213 sigara izmariti ve üstünde o zamandaki hislerini anlatan cümleler… Tek tek her bir iğnenin ucunda farklı söndürüş tarzıyla o kadar sigara… Müzeye ilk girdiğimde gördüklerim karşısında ürkmüştüm.

Çukurcuma’da yer alan bu müze üç kattan oluşuyor. Üst katlara çıktıkça Kemal’in evlerinden aldığı şeylere ve o dönemdeki kitapta geçen bazı mekanlara, haberlere, kişisel eşyalara şahit oluyoruz. Bazı yerlerde yaşadığı acıya ortak olurken bazı kısımlarda yüzümüzde tatlı bir gülümseme oluşuyor ama bence o ürperti hiç geçmiyor.

Son kata geldiğimizde kitapta bahsi geçen Kemal’in yattığı odayı görüyoruz. Müze ziyaretimiz ve kitabımız ise şu cümleyle son buluyor: “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.” Hikaye, olaylar örgüsü her şey bu kadar üzücü ve yıpratıcı iken bu son cümle aslında her şeyi yok edip boğazı düğümlüyor.

Müzenin düzenleniş şekline bakacak olursak çok özenildiği belli oluyor. Yıllarca süren bir çalışmanın, emeğin karşılığını bulacağını düşünüyor, ümit ediyorum.

Yazımızın sonunda konuyla alakalı ama yazımda hiç bahsi geçmeyen Sibel’den bahsetmek istiyorum. Sibel, nişanlısının onu aldattığını öğrendiğinde sinir krizine girmiş ve bunu aşıp Kemal’i iyileştirmeye çalışmıştı. Sevdiği adamın hayatından başka bir kadının geçtiğini bilmesine rağmen Kemal ile aynı yatağı paylaşmış ve mutlu rolünü başarıyla oynamıştı. Hayatının devamında neler yapmış, yaşamış olursa olsun kitabın sonuna kadar Sibel’e karşı duyduğum hayranlığın hiç azalmadığını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Küçük ama önemli bir tavsiye

Müzeyi kitabı okuduktan sonra ziyaret ediniz. Hem anlamanız ve yaşamanız açısından hem de içinde ilk seferde ücretsiz ziyaret etmenizi sağlayacak bilet sayesinde bunun, bir artı olacağını düşünüyorum.

Paylaş.

Leave A Reply