Murmurs of the Heart | 25 Serisi (7)

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Film tavsiyelerine ihtiyacınız var ve bunun için beni mi bekliyorsunuz? Hemen derdinize derman oluyor ve yine harika bir eserle serime devam ediyorum. Bugün sizlere “Murmurs of the Heart” yani “Kalp Mırıltısı” filmini analiz edeceğim. Kendisi 1971 yılı, Fransız yapımı ve ismini bir hayli duyduğum ama herhangi bir eserini izleme şerefine erişemediğim bir Luis Malle filmi. Ne duruyoruz gelin filmimizi detaylıca inceleyelim.

1950’lerin Dijon’unda Çinhindi savaşının olduğu dönemlerde geçen bu hikayede bir burjuva ailenin hayatına misafir oluyoruz. Bu ailede baş karakterimiz olan 15 yaşındaki Laurent, iki abisi ve anne babası ile birlikte yaşamaktadır. Laurent caz müzik sever, kitap okur diye devam edince klişelere sürüklenen bir film konusu diye sakın korkmayın. Aslında toplum ve çoğunlukla da ailesi tarafından da kabul edilebilecek “doğru ve ahlaklı” bir karakterdir Laurent. Ama o da artık abilerini gözlemlemeye ve kendini de keşfetmeye çalışan bir gençtir. Hatta bana göre ifadesiyle ve bakışlarıyla hayli olgun bir çocuktur ama o yaştaki biri için pek tabi deneyimsizdir.

Abilerinin hovardalıklarına, barlarda kurdukları ilişkilere, içki içmeye bile henüz alışabilmiş olan Laurent bir de kadınlar konusunda yeni şeyler öğreneceği bir döneme giriyordur. Başkarakterimizin abileri de, onu gerek annesiyle olan samimiyetinden gerekse cinsel konulardaki beceriksizliğinden dolayı alay konusu etmiştir. Laurent in ise en büyük şansı her zaman yanında olan annesidir. Annesi Clara da ailenin en açık görüşlü, en güzel kadını olup kendine göre daha muhafazakar bir jinekolog ile evlidir. Ama tıpkı Laurent gibi anneleri de kendini keşfetmeye çalışan ve aradığı gerçek aşkı bulma hayalini kuran bir karakterdir. Oğullarının hepsine düşkün olmasına karşın Laurent ile olan ilişkisi filmimizin temelini oluşturuyor diyebiliriz.

Filmin ikinci kısmında da Laurent’in kalp mırıltılarını dinliyoruz aslında. Kalbinde ritim bozukluğu olduğu öğrenilen karakterimizin, annesi ile birlikte gittiği sanatoryumda yaşadıklarına, özellikle de karşı cinsle yakınlaşma çabalarına seyirci oluyoruz. Filmin bu kısmı,  ensest ilişkilere eğilimi dolayısıyla negatif birçok yorum almasına karşın, “Bu yaştaki bir çocuğun psikolojisini nasıl analiz edebiliriz? ” sorusunu düşündürebilecek nitelikte gerçekçi bir başyapıt.

Lafı uzatmadan şöyle devam edeyim ki ilk izlediğim Luis Malle filminin bu denli etkileyici olması benim için bir şans. E sizler “Benim neden olmasın?” diyorsanız hiç durmayın izleyin derim. E tabi yönetmenin diğer filmlerine de göz atmakta fayda var. Filmde kullanılmamasına karşın, Laurent’in abisinin intihar etme konusu üzerine kardeşine tavsiye ettiği bir kitabın yazarı olan, Rene Crevel den bir alıntı ile yazımı bitiriyorum.

“Artık geç oldu gizemli kadın. Sen geçip gidiyorsun. Veda etmeliyiz. Sislerine karışmak üzere yarın bir kez daha ayrılacaksın”

 

Paylaş.

About Author

Leave A Reply