Kafka Vejetaryen Miydi? Meryem Ana Kompleksi Mi Vardı? | Yazarlar Hakkında Dedikodular #1

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Hepinize merhaba kafa insanlar,

Fıstık gibi bir seriyle karşınızdayım. Bu seride tanıdığımız ünlü yazarlar hakkında bilinmeyenler ve az bilinenler hakkında dedikodular yapacağız sizlerle. Eserlerini çok sevdiğimiz insanları daha yakından tanımaya, edebiyatçı yönlerinden ziyade insan yönleriyle onları ele almaya çalışacağız.

İlk içeriğimizde ergenliğimi kitaplarında yaşadığım, beni melankolilerden depresyonlara sürükleyen fakat mazoşist bir bağımlılık da yaratan FRANZ KAFKA beyefendi hakkında konuşacağız. Haydi başlayalım.

  • Öncelikle efendim Kafka beyin burcu yengeçti.

Bu bazılarımız için hiçbir şey ifade etmiyor olsa da bazılarımıza “Aaaa çok mantıklı” dedirttiğine eminim. Pratik zeka, değişken ruh halleri, duygusallık, belirgin yüz hatları derken Kafka burcuyla oldukça uyumlu diyebiliriz.

  • Bunu birçoğumuz biliyoruz ama değinmeden olmaz. Babasıyla çok büyük sorunları vardı. 

Öyle şimdiki ergenlerle babaları arasındakiler gibi değil. Tuhafiyecilik mesleğini icra eden babası Franz üzerinde çok baskı kuruyordu. Oğlunun başarıları onun için bir hiçti. Hayır neyini beğenmiyorsan, çocuk hukuk okumuş, güzel güzel işler de bulmuş, kitaplar yazmış… Neyse işte, babasının otoriterliği Kafka’nın psikolojisini çok etkilemiş yazılarında da sıkça bahsedilmiş, bahsedilmediği noktalarda da etkisini göstermiştir.

  • Negatif beden imajı diye adlandırılan bir sorunla boğuşuyordu. Danimarkalı fitness hocasıyla bu konuda çalışıyorlardı.

Sıska bedeni ve zayıf kaslarından inanılmaz derecede utanıyordu.  İsmi J. P. Müller olan bu hocanın talimatlarıyla egzersizler yapıyordu. Kafka’nın “bastım abdominalleri ” falan diye muhabbet çeviridğini düşünsenize ıyyy

  • Franz Kafka teşhisi konmuş bir Meryem Ana/ Fahişe kompleksinden muzdaripti.

 

Yani karşısına çıkmış bir kadını ya Meryem Ana gibi günahsız ve namusu tam görüyor ya da onları ahlaksız ve değersiz olarak algılıyordu. Kadınlara davranışları da bu yüzden dengesiz algılanıyordu.

  • Çok karışık bir aşk hayatı vardı. Uzun süreli ilişkileri çok çok azdı.

Fakat bu çapkınlıktan çok kadınlara bakış açısı sebebiyleydi. Uzun ilişkisi olan Felice, Milena, Dora gibi kadınlara ise çok değer verdi.

  • Kafka tam bir hastalık hastasıydı.

Kendisine çeşit çeşit hastalık teşhisleri koyuyor ve onları bitkisel doğal yollarla tedavi etmeye çalışıyordu. Arkadaşları da bu halleriyle çokça dalga geçiyordu.

  • Kafka’nın “baret”i icat ettiğini söyleyen çok sayıda insan var.

Kafka Bohemya İşçi Kaza Sigortası Enstitüsü’nde çalışırken ilk sivil koruma kaskını geliştirdiği söyleniyor.  Yazarın kaskı icat mı ettiği, yoksa takılmasını zorunlu mu kıldığı tartışılsa da bu yaptığı ile Amerikan Güvenlik Cemiyet’inden bir altın madalya kaptığı tartışmasız.

  • Hem sağlık hem de ahlak yönü nedeniyle vejetaryen  olmayı seçmişti.

Birgün akvaryumdaki bir balığı hayranlıkla izlerken; “Şimdi sana daha bir iç huzurla bakabiliyorum çünkü seni yemiyorum.” dedi. Çiğ besin diyetini uygulayan biriydi ve aynı zamanda kesim karşıtı hareketlerin de bir parçasıydı. Kafka’nın dedesi bir kasaptı, bu yüzden vejetaryenliği babasıyla arasını daha da germişti.

  • “Dönüşüm” kitabının asla kapağında bir böcek resmi ile basılmamasını özellikle belirtmişti.

Kurt Wolff Yayınevi’ne 25 Ekim 1915’te yazdığı mektupta aynen şöyle der; ” …Dönüşüm için bir kapak resmi hazırlayacağınızı yazmışsınız. …Starke gerçekten bir kitap resimleyicisi olduğundan böceğin resmini yapmaya kalkışabilir gibi geldi bana. Sakın yapmayın böyle bir şey, lütfen!  Böceğin resmi yapılamaz. Dahası, uzaktan bile gösterilemez.” Böcekli kapak tasarımlarını her gördüğümde içimden hiç üşenmeden söverim, umarım bu bilgiden sonra hep beraber söveriz.

  • Son madde ise bilmiyorsanız sizi kınayacağım fakat adet yerini bulsun dile getirmeden geçmeyelim. Max Brod’a minnettarız.

Franz Kafka’nın yakın arkadaşı olan Max, Kafka’nın ölümünün ardından biyografisini yazmış ve onun, eserlerinin müsveddelerinin yakılması vasiyetini yerine getirmeyerek bu eserleri de okurlara kazandıran edebiyatçıdır. Ah ah ben böcek resmi diyorum resmen adamın okumayın dediği yazıları yıllardır hepimiz okuyoruz, tam bir dram.

Evet, merhumun kulaklarını bu kadar çınlattığımız yeter. Gelecek bölümde başka bir yazar hakkında dedikoduları konuşmak üzere tekrar görüşelim dostlar.

Yazıma eklemek istediğiniz bir madde veyahut söylemek istediğiniz herhangi bir şey varsa aşağı yorum bırakmayı unutmayın.

 

Paylaş.

Leave A Reply