Bananas | 25 Serisi (6)

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Biliyorum biraz arayı açtım ve hepiniz “Oooo hayırdır Zehra Hanım” diyorsunuz. “Okullar ama sınavlar ühüüü” faslını hemen geçip yazıma bir an önce başlayayım da daha fazla tepki çekmeyeyim en iyisi 😀

Bence herkesin hayatında Woody Allen izleyip kendini asla durduramadığı bir dönem olmuştur ya da olmalı. Ben de tam olarak bu “Bananas” filmiyle böyle bir çıkmaza girip çılgınca Woody Allen izlemiştim bir dönem. “Yok efendim ama şöyle bir adam, yok kızına şunları yapmış” gibi dedikodularla kendisinden nefret eden kitleye karşılık, sanatına yorum yapmam gerekirse; Woody Allen, halihazırda çektiği filmler, yazdığı senaryolar da dahil olmak üzere 80 küsür yaşında bir yönetmen için mizah anlayışı ve sinemadaki diline ciddi derecede hayran olduğum bir yönetmen.

Woody Allen filmlerinin birçoğunda ikili ilişkilerin konu alındığını görürüz. Ama bu filminde bunun yanı sıra politik bir taşlama niteliği taşıması da izlenmesi gerekenler arasında yer alması için büyük bir sebep. Artık gelelim filmimizin analizine.

Filmimiz, büyükçe bir holdingin ürünlerini test eden Fielding Mellish’in (Woody Allen), kazara San Marco adındaki bir ülkeye başkan oluşunu konu alıyor.Şöyle ki, Mellish’in evine bir gün Nancy adında direnişçi bir kız San Marcos’daki rejime karşı imza toplamak amacıyla gelir. E tabi buyurun size ilk görüşte aşk. Fakat başkarakterimizin günümüz tabiriyle tam bir “loser” oluşu gerek bu aşkı gerekse filmi bir hayli eğlenceli kılar. Sizlerin de tahmin edebileceği gibi bu aşk biraz kısa sürer ve ayrılık kaçınılmaz hale gelir. Nedeni ise Nancy’e göre Mellish’in eylemci bir ruha sahip olmaması ve liderlik vasfından yoksunluğudur. Filmimiz genel olarak, bu ayrılıktan sonra yolu San Marcos’a düşen enteresan karakterimizin başına gelenleri konu alır.

Gelelim birazcık spoilerlı ve San Marcos’lu kısmımıza. Ayrılık sebebini asla kabullenemeyen Mellish San Marcos’a gitmeden isyancıların kampına düşer ve kanımca filmin en komik sahneleri komünistlerin bulunduğu bu kampta geçer. Çabası boşa çıkmayan Mellish artık San Marcos’un lideri haline gelir. Buradan sonra neler olacağını da izleyin ve görün derim.

Filmin adından da anlaşılacağı üzere muz cumhuriyeti ve Küba devrimine yapılan göndermeleri de gözden kaçırmamakta fayda var. Ha bu arada izlerken kulaklarınızın pasını silecek müzikler de filmimize bir güzel iliştirilmiş. Marvin Hamlisch’ ten “Quiero La Noche” parçasını bolca duyup filmin ritmine kendinizi daha çok kaptıracaksınız.

Peki şimdi ne mi yapıyoruz? Mellish’in yeni rejimde halkına yaptığı konuşmadan bir pasajı sizlerle paylaşıp yazımıza son veriyoruz.

Artık devlet başkanınız benim. Dediklerimi yerine getireceksiniz: bundan böyle ülkemizin resmi dili İsveççedir! Artık her yarım saatte bir külotunuzu değiştireceksiniz ve kontrol edebilmemiz için külotlar pantolon üzerine giyilecek! Ayrıca 16 yaşında ya da 16 yaşından daha küçük olan herkes artık 16 yaşında!

 

Facebook'la Yorum Bırak
Paylaş.

About Author

Leave A Reply