Kafa Açan Yazılar

Ahmed Arif Hasretinden Prangalar Eskitmiş

Ahmed Arif. Asıl adıyla Ahmed Önal. Anadolu’nun ve sevdanın ozanı. Herkes bilir Leylâ Erbil’e olan aşkını. Öyle bir aşk ki; beklemiş yazmış inat ve sabırla “zalım Leylâ, Leylâ…” diyerek mısra dökmüş. Hatta ona tutku ile bağlıdır ki mektubunda şöyle der: ‘Orada olsaydım İstanbul’un bütün çiçekçilerini angaje eder, bineceğin trene ayrı bir çiçek katarı takardım! Ne palavra! Değil mi? Ama bilirsin, senin için yapamayacağım (hiç olmazsa canımı veririm ya) bir şey yoktur…’ Ve bir diğer mektubunda ise ‘Bineceğin trenlerin soluğu tükenmesin. Ayağını attığın yerler deprem görmesin. Denizler uslu, vapurlar yollu olsun. Ferman et rüzgâr beni de alıp oralara atsın.’ der.

2 Haziran 1991’de veda etmişti hayata. Hasan Hüseyin’in de dediği gibi Haziranda ölmek zor. Ki bu dizelerini Orhan Kemal için yazmıştı ama olsun. Ahmed Arif, Orhan Kemal ve Nazım Hikmet. Hakikaten de Haziranda ölmek zor be azizim. Hele ki şairsen. Ahmed Arif’in ölümünün ardından 27 yıl geçmesine rağmen hala şiirleri dillere pelesenk olmuş durumda. Hatta öyle ki birçok şiiri şarkı/türkü olmuş durumda. Zaten bugün de biraz onlardan bahsedeceğim.

Şarkılarla Ahmed Arif

1)Ahmet Kaya: Hasretinden Prangalar Eskittim

(Ahmed Arif: Hasretinden Prangalar Eskittim)

   Seni, anlatabilmek seni.
   İyi çocuklara, kahramanlara.
   Seni anlatabilmek seni,
   Namussuza, halden bilmeze,
   Kahpe yalana.

2) Cem Karaca: Maviye Çalar Gözlerin

(Ahmed Arif: Ay Karanlık)

Maviye/Maviye çalar gözlerin, 
Yangın mavisine/Rüzgarda asi, 
Körsem / senden gayrısına yoksam 
Bozuksam / can benim, düş benim, 
Ellere nesi? 
Hadi gel, 
Ay karanlık… 

3)Manuş Baba: Haberin Var Mı?

(Ahmed Arif: İçerde)

Haberin var mı taş duvar?
  Demir kapı, kör pencere,
  Yastığım, ranzam, zincirim,
  Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
  Zulamdaki mahzun resim,
  Haberin var mi?
  Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
  Karanfil kokuyor cıgaram
  Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…  

4)Fikret Kızılok – Vurulmuşum

(Ahmed Arif: Otuzüç Kurşun)

 Vurulmuşum 
   Düşüm, gecelerden kara 
   Bir hayra yoranım çıkmaz 
   Canım alırlar ecelsiz 
   Sığdıramam kitaplara 
   Şifre buyurmuş bir paşa 
   Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

5)Fuat Saka: Aksam Erken İner Mahpushaneye

(Ahmed Arif: Aksam Erken İner Mahpushaneye)

Akşam erken iner mahpushaneye.
İner, yedi kol demiri,
Yedi kapıya.
Birden, ağlamaklı olur bahçe.
Karşıda, duvar dibinde,
Üç dal gece sefası,
Üç kök hercai menekşe…

6)Onur Akın: Seni Sevmek Felsefedir

(Ahmed Arif: Vay Kurban)

Dağlarının, dağlarının ardı
Nasıl anlatsam…
Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
Çırılçıplak,
Vay kurban…
“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda.”
Yiğitlik, sen cehennem olsan bile
Fedayı kabul etmektir,
Cennet yapabilmek için seni,
Yoksul ve namuslu halka.
Bu’dur ol hikayet,
Ol kara sevda.

7)Cem Karaca: Unutamadığım

(Ahmed Arif: Unutamadığım)

 Gitmek,
   Gözlerinde gitmek sürgüne.
   Yatmak,
   Gözlerinde yatmak zindanı
   Gözlerin hani?

8)Fikret Kızılok: İki Parça Can

(Ahmed Arif: Suskun)

Rüya bütün çektiğimiz
Rüya kahrım rüya zindan
Nasıl da yılları buldu
Bir mısra boyu maceram
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
Bilmezler nasıl sevdik
İki yitik hasret
İki parça can
Çatladı yüreği çakmaktaşının
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su
Ağıyor yeşil

Belinde Diyarbekir kuşağı
Zulasında kimbilir hangi hınç, hangi mısra
Yürür namus bildiği yolda…
Yürür yine de yalınayak ve
ayakları yanarak.
Ahmed Arif

 

 

Ali Can Göksu

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencisiyim. Yani yaprak döker bir yanım,bir yanım bahar bahçe. Hayata bakış açım gülerken düşünmek:) KafaKampüs'e de bu yüzden katıldım zaten. Sizler için de elimden geleni yapacağım. Kısacası elimden gelen yüreğimdir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu

ev yapımı pekmez pronet eşya depolama