8 Soruda Hukuk Fakültesi Okumak

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Herkese merhaba, hepiniz KAFAKAMPÜS’e hoşgeldiniz. Bendeniz Eren GÜRBÜZ,  Bahçeşehir Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisiyim.  Kendimi sadece okuduğum bölümden tanıtmamla da anlaşılacağı üzere bu yazıda dilim döndüğünce hukuk fakültesinden ve mezuniyet sonrası durumdan 8 başlık altında bahsedeceğim. Değinmediğim ya da sizin için netleşmemiş  sorularınız var ise lütfen aşağıya yorum olarak yazın.

   SORU 1: Neden Hukuk okuyorum? Bölüm tercihi sürecim nasıl gelişti?

  Üniversite sınavı sonrasında beklediğimden daha iyi bir derece almıştım ve puanıma yazık olmasın diye biraz da aile ve hocaların baskısıyla hukuk okumaya karar verdim. Yaygın bir durum olduğu kadar yanlış da.  Klasik olacak ama öncelikle kendinizi tanımanız gerekiyor. Ben kararımı lise son sınıfa bırakmadan vermiştim. Cübbenin albenisine de bir miktar kapılmış olabilirim  ama ‘adalet’ ve ‘doğru’ kavramları, bunların toplumsal geçerliliği benim için çözülmemiş ve merak uyandıran kavramlardı. Adaleti merak eden birinin hukuk okuması şaşırtıcı olmasa gerek. Eğer kararınızı vermediyseniz daha şunu göz önünde bulundurun: Avukat/hakim/savcı her ne olursanız olun mesleğiniz, sizden uzun, yorucu ve sıkıcı çalışma şartlarına katlanmanızı ve bolca fedakarlıkta bulunmanızı bekleyecek. Buna rağmen mesleğinizi sevmenizi sağlayacak motivasyonlarınız olduğuna emin olun.

   SORU 2: Hukuk fakültesinde hangi dersler okutulur?

    Hukuk fakültesi için burada tek tek zorunlu dersleri saymamın bir anlamı yok. Bir kaç isim değişikliği ya da bir dersin bir üniversitede zorunlu iken diğerinde seçmeli olması haricinde tüm üniversitelerde dersler ve ders programları neredeyse aynıdır. Ders programımızın bu kadar sabit olması üniversite seçerken bizi başka kriterleri göz önüne almak zorunda bırakıyor. Bilhassa özel (medeni/borçlar) hukukla ilgilenecek birinin en azından temel seviyede bir iktisat eğitimi almış olması gerekir.

Benim üniversitem seçmeli olarak dahi bu imkanı vermediği için ekonomiden yan-dal ile bu açığı kapatmaya çalıştım. Hukuk o kadar dallı bucaklı ki zorunlu derslerin sadece ufak bir başlangıç olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bu durum sizi hukuk içinde bir disiplinde özelleşmek zorunda bırakacak. İşte bu anda imdadımıza seçmeli dersler yetişiyor. X üniversitesinin fakülte içi seçmeli dersleri yeterli mi? Maalesef üniversiteler sitelerinde bol miktarda seçmeli ders gösterseler de onların pek bir azını sene içinde açıyorlar. Bu sorunu çözmenin en iyi yolu o üniversitenin bir öğrencisine danışmak oluyor. Son olarak üniversite seçerken İngilizce eğitiminin diğer iki kriterden çok daha önemli olduğunu üzülerek söylemem gerekiyor.  Devlet üniversiteleri hukuk fakültelerine İngilizce öğretmenin önemini kavrayamamış olsalar da, meslek hayatınıza atıldığınızda sizden ortalamanızdan önce toefl/ielts puanınızı istiyorlar. 

   SORU 3: Hukuk fakültesinde ne umdum, ne buldum?

    Üniversiteye başlangıcım benim için bir hayal kırıklığıydı. Adalet kavramını daha iyi anlayacağımı umarken daha ilk dersten hukukçuların daha ‘hukuk nedir?’ sorusunu cevaplayamadığını öğrendim.  İkinci hayal kırıklığım ise,  bu tarz tartışmaların yapıldığı da pek söylenemez. İlk yıl size temel kavramları öğretmekle geçtiği için biraz daha farklı olmakla beraber tüm öğrenim hayatınız boyunca hukuk eğitiminden ziyade bir kanun eğitimi alacağınız şimdiden belirli ve bu durum okuldan okula da pek değişmiyor maalesef. Bir kaç istisnai hoca dışında vaziyet bu olmakla beraber bu durumun temelinde hukuk lisans eğitimin bu tarz tartışmalara girmeyi bırakın temel kanunları incelemek için dahi yetersiz olmasıdır. 

 Bir başka can sıkıcı sorun sizi meslek hayatınıza hazırlayacak derslerin nitelik ve nicelik olarak eksikliği ve temel derslerinizde dahi yargı kararlarını incelemek için vakit bulunamıyor olmasıdır. Uluslararası ticaretin bu kadar olağan olduğu günümüzde en temel uluslararası sözleşmelerden (ki bunlar ulusal hukukumuz da sayılır) bihaber nice hukuk öğrencisinin mezun olması ya da daha yerel bağlamda franchising, arsa payı karşılığı kat yapım (klasik müteahhit sözleşmesi) sözleşmeleri gibi uygulamada çok yaygın olan ancak derslerde kulak dolgunluğundan ziyade pek bir şey öğrenemeyeceğiniz ama sizden bilmeniz beklenen konular bir çırpıda sayılabilecek şeyler. 

   Fakültemi bu kadar yermenin yanında hakkını yemeye niyetim yok açıkcası. Birazda ummadığım halde bulduğum şeylerden bahsedeyim. Öncelikle herkesin birbirini rakip olarak görmesi ve sizle katiyen not paylaşmadıkları gerçeği kısmen hurafe. Öğrenciler arasında birbirini rakip olarak görmekten ziyade bir meslektaş olma bilinci daha yaygın. Öğrencilerin meslek hayatı için network’ün önemi kavradıklarını da eklemem gerek. Not paylaşma olayı ise bir miktar gerçek ama derslerle biraz dahi ilgiliyseniz ve sınav haftası pek muhabbetiniz olmayan birinden ses kayıtları istemediğiniz sürece size karşılık beklemeden not vereceklerdir. Son olarak değil hocalarla görüşmek asistanlara ulaşmanın bile imkan dairesinde olmadığı gerçeği önceki senelerde ölmesine rağmen miti yaşamaya devam ediyor. Vakıf üniversitesi öğrencisi olduğum için durum farklı olabilir ama kitabın kapağını açmakla öğrenebileceğiniz sorular için hocanın odasına dalmadığınız sürece sabırla ve hoş sohbetle sizi ağırlıyorlar. Hoş muhabbetseniz ‘bir dahakine sohbete gel Türk kahvesi de içeriz teklifini’ bile duymanız mümkün. 

SORU 4: Hukuk fakültesini seçmek için hangi niteliklere sahip olmalısınız?

  Hukukçunun sahip olması gereken temelde iki yetenek vardır. Hukukçuların emeğinin  genelde kelime kuyumculuğuna benzetilmesindendir ki ilk yetenek hitabet ve iletişimdir. İkincisi ise rasyonel ve sistematik düşünebilmedir. Unutmamak gerekir ki hukuk ve matematik mantığın doğrudan uygulama alanlarıdır. Medeni hukuk kürsüsünden Öz hocamın defaatle söylediği üzere ‘hukuk, matematiğin sayılar yerine kelimelerle bezenmiş halidir.’ Bu iki temel yeteneğe eklemem gereken iki özellik ise hafıza ve zeka. Hafıza olmazsa olmaz bir şey olmamakla birlikte (hayır kanunları ezberlemiyoruz!) size meslek hayatınızda büyük kolaylık sağladığı yadsınamaz bir gerçek. Zeka ise biraz tartışmalı çünkü hukuk alanında yetkinlik doğuştan gelen zekadan ziyade okumakla kazanılıyor. Ancak bu durum, hukuka ve tıbba taban puan uygulanmasının gerekliliğini yadsımıyor. Bu iki disiplin temsilcilerini büyük bir sorumluluk yüklemesinden ve her yerde açılan fakülteler nedeniyle öğrenci profilindeki nitelik düşmesi taban puan uygulamasının doğru ama yetersiz bir önlem olduğunu gösteriyor.

SORU 5:  Hukuk okumanın en büyük avantajı nedir?

   Bilinçli bir vatandaş olmak hukuk fakültesinin size katacağı ilk artıdır. Bu durumun size katkısı toplumsal olayları, tarafların yorumlarını değerlendirirken niyetleri bazen şaibeli olan köşe yazarlarına yada medyaya bağlı olmamak ama yine de onları okumak ve onları da değerlendirmektir. Bu fakülteye adım atmakla beraber toplumda daha saygıdeğer bir kimliğe sahip olacaksınız, sizin fikriniz ve değerlendirmeniz önemli olacak, özellikle fikrinize ihtiyaç duyulacak. 

SORU 6: Hukuk okumanın en büyük dezavantajı nedir?

 Toplumda saygı duyulan biri olmakla beraber her zaman insanlarla aramızda bir güven sorunu olacak. İnsanların bizlere pek de güvenmedikleri bilinen bir gerçek. Haksız da sayılmazlar, sonuçta ne yaptığını anlamadıkları, sürekli konuşan ve hayatlarını kolayca allak bullak edecek gücü olan birine güvenmek zordur. Sorunun bu yönü sadece mesleki hayatımızla ilgilidir. Diğer taraftan bizlerin insanlara güvenememesi vardır ki bu hayatınızın tüm alanlarını etkiler. İş hayatınızda o kadar fazla olayla karşılaşırsınız ki insanoğlunun çiğ süt emdiğine defaatle şahit olursunuz. Haliyle sosyal hayatınız da bundan fazlasıyla etkilenir. Elbette doktorlar kadar başımız ağrımasa da her muhabbet ortamında/her misafirlikte elinize bir kaç belge sıkıştırılıp fikriniz alınması olacaktır. Bu konunun en can sıkıcı yanı ise sizden tüm hukuk disiplinlerine hakim olmanızın beklenmesidir. Siz özel hukuka yoğunlaşmış olabilirsiniz ama enişteniz adam öldürse kaç yıl yiyecek bunu bilmeniz gerektiği gerçeğini değiştirmeyecek. 

SORU 7: Hukuk seçen/seçmeyi düşünenlere neler söylemek istersiniz?

  Hukuk her zaman iş bulmanın garanti gözüktüğü bir alan olmuştur. Ülkemizde sürekli açılan ve artık sayısını bilmediğim hukuk fakültesinden her yıl binlerce avukat mezun olacak. Bir avukatlık sınavı olmadığı için evet hepsi bir yıllık basit bir stajla avukat olabilecekler. Pastanın pek de büyüdüğünü söylenemeyeceğine göre inanılmaz bir rekabet sizi bekliyor olacak. Size aç kalıcaksınız demiyor ama yaptığınız fedakarlıklarla, baskı altında uzun ve sıkıcı çalışma saatleri sonunda aldığınız maaş sizi tatmin etmeyebilir. Eğer hukuk fakültesine gelecekseniz zihninizde maddiyatın ötesinde bazı motivasyonlar olursa daha iyi bir iş yaşantınız olur.

SORU 8: Yine olsa yine aynı hatayı yapar mıydın?

   Final dönemlerinde sık sık bu tercihimizi sorguladığımız doğrudur. Yıpratıcı bir meslek hayatımız olacağı ise şimdiden kesin. Tüm bunlara rağmen bu alana karşı ilgim canlı ve yeni bir şeyler öğrenmekten, yeni konularda kendimi geliştirmekten beni tarif edemeyeceğim şekilde mutlu ediyor. Tekrardan tercih yapmam gerekse tereddüt etmeden hukuk seçerdim. Yorucu ama güzel bir fakülteyiz.

 

Diğer tavsiyeler için ABONE olmayı unutmayın.

Facebook'la Yorum Bırak
Paylaş.

About Author

Leave A Reply