Paris’te Yaşamak | Sıfırdan Mı Başladım?

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Paris’teki maceram da sonunun gelmesini istemediğim bir filmmiş gibi geldi çattı. Dönmek hem çok istedim hem de hiç istemedim. Geride birçok karmaşık duyguyu bıraktım ve yıllardır yaşadığım yere geri dönerken sanki tekrar her şeye sıfırdan başlıyormuş gibi hissettim. Paris her fransızca eğitimi alan genç için bir hayaldir. Ben bu hayalimi gerçekleştirebildiğim için inanılmaz mutluyum. Kendimi tanımama yardımcı oldu. Bir şehrin ruhunu anlayabilmenin zevkine vardım. İlk defa tanıştığım insanların acılarını ve mutluluklarını dinledim. Masal gibi bir şehirde kendi öykümü yazmaya karar verdim.

Notlasam Mı Notlamasam Mı?

Paris’e gittiğimde her günümü not almak ve fotoğraflamak istedim. Ancak sonra bu fikirden vazgeçtim. Çünkü aksi halde oranın keyfini çıkaramayacak ve not alamadığım her gün için kendimi kötü hissedecektim. Fikrimi bir süre sonra değiştirdim ve kendime Paris’ten dönerken oranın beni nasıl hissettirdiğiyle ilgili bir yazı yazmak için söz verdim. Çünkü anıların her zaman canlı kalması için beni orada değiştiren iyileştiren şeyleri yazıya dökmeliydim. Zaten Paris’ten döndükten sonra birçok şeyi ilham vermek ve aydınlatmak için yazıya dökmenin heyecanı içindeydim.

Bir İstek Fırtınası

Paris’ten dönmeye yakın beni en çok yoran şeyin insanların bitmek bilmeyen istekleri olduğunu fark ettim. İnsanların yerine “insanlığın” olarak düzeltmemi de yapıyorum. Paris’te “sarı yelekliler” olarak yaşanan hak iddiası bir yabancı olarak orada yaşarken beni hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıprattı. İstekleri bana bitmek bilmeyecek gibi geldi. Başlarda sarı yeleklilere destek verip onların eylemleriyle gurur duyarken 4. haftadan sonra işlerin raydan çıktığını fark ettim. Olay hak arayışından tamamen çıkıp bir hafta sonu eğlencesine dönüşüyordu apaçık. Cumartesi insanların en çok alışveriş yaptığı gün bu olaylardan sonra bomboş sokaklar ve camları kırık mağazalar olarak kendini göstermeye başladı. Bir öğrenci olarak dışarı çıkıp su ekmek almaya bile korktuğum günler yaşadım. Her işimi cuma akşamından bitirip cumartesi bütün günümü evde geçiriyordum ilk 6 hafta.

Yapmam Gerekeni Yaptım

Olaylar şiddetlenince ve aradıkları sorunların bir çoğu çözülmesine rağmen sarı yelekliler bu eğlenceye devam edince ben de cumartesileri evde oturma işine bir son vermeye karar verdim. Beni düpedüz ilgilendirmeyen kararlar için kendimi 40 metrekareye mi hapsedecektim? Yapmam gereken şeyi yapmaya başladım: Gazetecilik.

Buraya birçok görüştüğüm sarı yeleklinin, bu olaylarda insanları barışa davet eden diğer renkteki ekiplerin görüşlerini yazabilirim. Ama daha geniş bir dosya yapıp bunları kafamdaki başka bir projede kullanmayı tercih ediyorum. Sizlere esas anlatmaya çalıştığım şey ise şu: Bu yaşanan olayların tozlu dumanlı senaryosundan kendimi nasıl kurtarabileceğimi düşündüğümde yapabileceğim en iyi şeyin okuduğum şey olan gazetecilik olduğunu fark ettim. Yaratıcılığımı kullanabileceğim bir alan ortaya çıkmıştı bunca kaosun içinde bile.

Yeteneklerimizin Farkına Varalım

Benim bu esnada fark ettiğim şeylerden en büyüğü aslında insanlık olarak kendimize ne kadar zulmettiğimiz. Hepimiz yeteneklerle doğuyoruz ve onları daha iyi kullanabilmemiz için evren, doğa, yaratıcı güç (nasıl isimlendirmek isterseniz isimlendirin) bize bir olanak sunuyor. Ben bunca kaosun içinde kendimle uzun bir süre baş başa kaldığımdan olacak içimdeki sesi bir süre sonra duyabildim. Birçok done topladım ve sarı yeleklilerle ilgili geniş bir proje var kafamda. Kısa bir süre sonra sizlere sunmaktan mutluluk duyacağım.

Emeği Ödülü

Paris’in benim zihnimde bıraktığı büyük anı da işte sarı yelekliler serüveni oldu. Onun dışında yaptığım ev alışverişleri, ev temizliği, kütüphanede uzun süren çalışmalarım ve birçok milletten insanla yaptığım sohbet bana “emek” duygusunu hatırlattı. Türkiye’de telefonla siparişe alıştığımızdan ötürü markete gittiğimde hayıflanırken Paris’te tek bir gün bile telefon aracılığıyla evime bir şey söylemedim. Kendime bunun sözünü verdim ve ne olursa olsun ihtiyaçlarım için evden çıkacaktım. Böyle bir kararı verdikten sonra Paris’ten dönerken geride bıraktığım beni en çok mutlu eden şey kilo oldu tahmin edersiniz ki… Ekim ayıda 199 km, kasımda 159 km, aralıkta ise 174 km yürüyerek kilolarımla vedalaştım. Emeklerin sonucunu aldım diyebilirim gönül rahatlığıyla.

Yanlış Teknolojileştik

Türkiye’de temel problemin yanlış teknolojileşmek olduğunu düşünüyorum. Bizim sözde hayatımızı kolaylaştıracağını söyleyen uygulamalar aslıda bizi tembelliğe alıştırıyor. Paris’te gerek metroda gerek otobüste herkesin birden fazla çanta ile gezmesinin sebebi aslında ihtiyaçlarını birebir kedilerinin karşılamasından kaynaklanıyor. Bu verilen emeğin insanın hayatına çok şey kattığını da gözlemlemiş oldum. İnsanları evden çıkmak için bahaneleri olmuş oluyor ki bu da depresyonu azaltmak için yeter de artar bile.

Paris’te yaşadığım süreçte onca dersin, onca gezme isteğinin arasına kitap okuyabilmeyi de ilginç bir şekilde başardım. Bu konuda motivasyonu nerden bulduğumu da merak edebilirsiniz. Metroda, otobüste insanların telefonlarına bakma gibi bir alışkanlıkları olmadığı için hemen hemen herkesin kitap okuduğunu görebilirsiniz. Ben de İstabul’dan götürmüş olduğum kitapların hepsini okuyabildim. İnsanın yaşadığı yerle ne kadar büyük bir uyum sağladığını da bu örnekle görebiliyoruz aslında. İstanbul’da bizleri bir adım öteye taşıyacak davranış ve alışkanlıkları görebildiğimi söyleyemeyeceğim. Bu nedenle Paris’teki bu düzeni özleyeceğim.

Avrupa’da Yaşamak

Herkese hayatında bir dönem Avrupa’da okumasını tavsiye ediyorum. Olanaklar konusuna da çok girmeden kısaca söyleyeceğim şey şu ki Avrupa’da öğrenci yerlerinde yer içerseniz Türkiye’deki fiyat skalasında çok da farklı olmadığını göreceksiniz. Avrupa’da Erasmus’a gitme korkusunun kurlardaki dengesizlikle ilişkili olduğunu da biliyorum. Ancak her yerin pahalı ve ucuz noktaları var. Sizin oradaki yaşamı nasıl devam ettirmek isteyeceğinizle ilgili fiyat aralıkları değişecektir. Bütçe yapma mantığı Avrupa’daki işlerinizi kolaylaştıracaktır hiç kuşkusuz. Hele işin içine verdiğiniz emek girdiğinde.

Paris’te yaşamakla ilgili ilk bölümde anlatmak istediklerimin sonuna geldik. Ama emin olabilirsiniz ki bu bölümün devamı en kısa zamanda gelecek.

Not: Ana sayfada aldığım resmi Pinterest’ten aldım. Linkini isteyenler buraya tıklayabilir.

Yazıya resim koymuyorum ancak Parisle ilgili resimlerimin hepsi VSCO hesabımda onun için de buraya tıklayabilirsiniz.

 

Paylaş.

About Author

Leave A Reply