YouTube’ın Kralı Anlatıyor | Murat Simu Kılıç

Whatsapp Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Murat Simu Kılıç, lisede oyunculuk okuyup hayatta devam etmek istediği şeyin moda olduğunu keşfettikten sonra Milano Marangoni Enstitüsü’nde “Fashion Business” okudu. Türkiye’ye okulunu bitirip dönüşünün ardından “Konumuz Ne” Youtube kanalında esprili ve eğlenceli tarafını ortaya çıkardı. Şimdi hayalindeki moda projesi için geri sayım yaparken bir yandan da hiçbir şey için plan program yapmadan hayatın ona getireceği güzellikleri bekliyor. Söyleşi boyunca transparan ve samimi karakteriyle Türk halkının nasıl kalbini kazandığını da anlamış oluyorum.

İtalya modanın kalbiyken ve sen de bu sektörden mezun olmuşken neden Türkiye’ye döndün?

Öncelikle hedefim benim nihayetinde New York’ta yaşamak. Türkiye’de durumu değerlendirmek istedim, ancak döndüğümde evdeki hesabın çarşıya uymadığını gördüm. Güzel gelişmeler de oldu Türkiye’de. Ben de buna biraz zaman vermek istedim ve burda yaşamaya başladım.

Avrupa da uzun süre yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönmek ve ilk haftadaki izlenimin nasıldı?

Ben Avrupa da yaşarken buraya gel git yapıyordum. Yazları 3 ay bodrum da kalıyordum. Geldiğimde yaz olduğu için kendimi tatilde gibi hissettim. İlk defa moda haftasında orda olmadığımı hissettiğim ve arkadaşlarımın Instagram’dan hikayelerine baktığımda ben gerçekten dönmüşüm dedim kendime. Beni en çok üzen buydu. İtalya’da moda haftası çok özeldir. Her yerde etkinlik olur, insanlar doluşur. O hafta Türkiye’de sadece arkadaşlarımın paylaştıklarına bakıp hiçbir şey yapmıyordum. Enerjim çok düşmüştü.

Türkiye’de daha kalmayı düşünüyor musun?

Eskiden ben çok plan program yapıyordum ve olmadığında çok enerjim düşüyordu, moralim bozuluyordu. Şu an spontane yaşıyorum. Herkesin evreleri vardır vardır ya “Ben kimim?, Ne yapıyorum?, “Kendimi nasıl idame ettireceğim?” diye ben daha çok dana spontane yaşamaya, önüme çıkanları değerlendirmeye başladım. Bugün burada daha fazla kalır mıyım yarın gider miyim bilmiyorum

Türkiye’de moda konusunda insanların kendilerini rahat ifade edememesini neye bağlıyorsun?

Bence toplumsal baskıdan oluyor bu. Özgüven eksikliği de olabilir bunun sebebi.

Türkiye’nin sosyo-ekonomik nedenlerden ötürü de modaya bakış açısının farklı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Dövizlerde hareketlenme var. İnsanların istediği markalara ulaşması çok zor iki sene öncesine nazaran. Ama ben her zaman söylüyorum çok iyi giyinmek için marka satın almak zorunda değilsin. Şu an benim üstümde Levis, H&M, Zara dışında hiçbir şey yok. Ama ben iyi giyindiğimi düşünüyorum. Önemli olan nasıl kombin yaptığın ve kendine nasıl yakıştırdığın. Tek etken alım gücü değil.

Türkiye’de bir modacı kıtlığı mı var. Trendler bu yüzden mi acaba tam anlaşılmıyor?

Vitrin konusunda mesela Türkiye’de büyük bir eksik var. Vitrinlerden etkilenmek Avrupa’da benim için büyük bir şanstı. Ne yazık ki burda ben onu göremiyorum. Büyük markalarda da öyle, şu an alım gücü olsa bile, bütün markalar şu an aynı vitrine sahip Türkiye’de. Türkiye’de giyinmeyi çok lüks bir kategoriye sokuyorlar. İyi giyinmenin hep marka giyinmek olduğuyla ilgili bir algı var. Türkiye de çok iyi modacılar var aslında, ama günlük giyime daha ağırlık verilmesi gerekiyor. Çünkü start-up markalar çok start-up kalıyor, risk almıyorlar. Bu tabi ki toplumla alakalı direk. Start-up markalar marka kimliği olarak doğru bir strateji izlemiyor.

Modayı neden sosyal medyaya taşımak istedin?

Sosyal medya şu an ne iş yaparsan yap olman gereken bir mecra. Daha çok insana ulaşabilmek, fikirlerimi daha fazla insanla buluşturabilmek adına sosyal medyada da inanılmaz bir kitle olduğu için modayı oraya taşımak istedim. Belirli bir kitleye ulaşmak istedim okuduğum şeyle.

Senin hitap ettiğin kitle hali hazırda iyi giyindiğini düşünen bir kite miydi, onlara bunu öğretebileceğini mi düşündün ?

Türkiye’de zaten herkes giyinmeyi bildiğini düşünüyor. Ama giyinmeyi bilmek diye bir şey yok bana sorarsan, ben giyinmeyi kimseye öğreteceğim diye büyük bir söz de edemem. Sadece dünya çapında olan trendler var, başlayacak olan, bitmiş olan. İnsanların biraz daha bunlara dikkat ederek bu tarzlara kendilerini uyarlamaları için oluşturulmuş bir içerik.

Marka kavramını trendlerle özdeşleştiriyor musun? Örneğin Balenciaga gibi bir marka trend koyucu özellik taşıyor mu?

Trendleri marka kendi yaratıyor. Yapılan ürünün kalitesi bu noktada çok önemli. Bir şeyin trend olabilmesi bir şeyin her temada her bağlamda birbiri ile uyumlu bir şekilde olmasından kaynaklanıyor. Bir markanın trend olabilmesi için bu anlamda çok iyi bir halkla ilişkilere ve tasarıma ihtiyacı var.

Türk insanına sen bunu sunmak istedin istedin. Trendsetter diyebilir miyiz sana?

Trendsetter büyük bir kelime olur. Ben böyle bir şey söyleyemem kendi adıma. Bence Türkiye’nin böyle bir şeye ihtiyacı vardı. Ben de bunu yaptım. Bana sorarsan aslında Türkiye’de moda içerikli iş yapan birçok insan var. Fakat fazla ciddi olduğu için tarzları ilgi görmüyor. İlgi görmediği için de verilmek istenen mesaj çok iyi verilemiyor. Benim tarzımda, benim iletişim şeklimde espritüel bir şekilde karşı tarafa yaklaşarak elimden geldiğince bilgi vermek istiyorum. O yüzden ciddi mecralarda yokum aslında.

Bu yüzden mi televizyonda yoksun?

Türkiye’de şu an televizyonda moda konuşulan bir içerik yok. Olursa da böyle bir proje ben yer alabilirim.

Şu an street style neden bu kadar yaygın? Neden herkes aynı şeyi kovalıyor?

Bunun kaynağı tüketim açlığı. İnsanlar mutsuz oldukları için tüketiyor. Tüketim çoğaldığı için insanlar aynılaşmaya başladı. Orijinal fikirlerden uzak kalındı. Louis Vuitton bile şu an street style ı takip ediyor. Markalar kendilerine street etkisi ekliyor. Bu tarzın amacı da sokaktaki rahatlığı sağlamak. İnsanlar kendileri ile kolay özdeşleştiriyor. Herkese dokunan bir şey olmaya başladı, çünkü rahatlık kişinin kendisi olmasını da sağlıyor. Bol eşofmanı kısa insan da zayıf insan da giyer. Vücut hatlarını da saklayabildiği için.

Moda okumak mı stilini oluşturdu yoksa stilin olduğu için mi moda okudun?

İnsanların hep hayali vardır. Benim öyle olmadı. Lisede ben oyunculuk okudum. Ama o dönem görselim, kilom buna el vermedi. Yurtdışına gittiğimde neye ilgim olduğunu araştırmaya başladım. Modaya hep ilgim vardı. Modayı nasıl okumalıyım o zaman diye düşünmeye başladım. Bir stilist olabileceğime de inanmadım. Bunun Business tarafı ile ilgilenmeye başladım. Birgün modaya ilgim azalırsa en azından Business dan devam edebilirim diye düşündüm. Modaya ilgim olduğu için okudum diyebilirim özetleyecek olursam.

Youtube’da “işte buraya kadardı bulamıyorum içerik” dediğin bir noktaya geldin mi?

Tam şu an bugün bunla ilgili düşünmeye başladım. İyi bir içerik yarattım iyi de geri dönüşler aldım. Kitlesi de oluştu. Ama ben YouTube’da daha farklı içerikler yapmak istiyorum life-style şeklinde. Youtube un çok tuhaf bir kitlesi var. Seni ilk açtığın içerikle görmek istiyorlar. Yapacağın içeriği Youtube izleyicisine sevdirmek de bir o kadar zor. Yeni içerikler yapmayı düşünüyorum moda ile alakalı ya da uzak.

Bir start- up başlatma imkanın olsa şu an moda ile mi ilgili olurdu?

Evet. Kendimi bu alanda maksimum seviyede geliştirdiğim ve yapacağım işi de maksimum seviyede yapmak istediğim için tercihim moda olurdu.

Bir finansör arıyor musun bu fikrine?

Kesinlikle çok isterim. Koleksiyonlarla ilgili devamlı kendisini yenileyecek devamlılığı olabilecek bir fikrim var. Çok isterim finansör ama arayışta da değilim. Hayatta hiçbir konu ile ilgili arayışta değilim şu an.

40 yaşına geldin, Youtube önündesin, dergide de yazıyorsun diyelim. Ben bu start-up’ı 20’lerimde çıkarsaydım der misin?

40 yaşımda da YouTube yapacağımı düşünmüyorum. Bence gerçekten hayat olması gerektiği zaman onu sunuyor. Önemli olan onu görüp değerlendirebilmek.

Konumuz ne kanalında bir look’u yorumlama fikri senden mi çıktı?

İçeriği çok yakın bir arkadaşımla buldum. Konumuz ne de bu start-up ın finansörü çıkacağı gibi benim önüme çıktı ben de onu değerlendirdim. 2017’de ben bir tweet atmışım. Bir Youtube kanalı açmak istiyorum arkadaşım ile ama konu bulamadık diye. Sonra konu bulduk sonra da kanal bulduk ve başladık.

Bir sürü insan bu işi yapıyor ama sen birçok kişinin ulaşamadığı bir konuma geldin. Seni ne farklı kılıyor diğer Youtuber’lardan?

Moda ile ilgili içerik yapan çok insan yoktu. Şimdi yapanlar var, yeni başlayan biri daha var. İsmini vermeyeyim. Beni özel kılan şey de kendimim: Murat Simu, vizyonum, aile yapım, vizyonum… Ama çok da arkadaşlarımın etkisi var. Beni ön plana çıkaran arkadaşlarım var. Sosyal medya da takipçileri yüksek olan. Onların da yardımı çok oldu. Ama işimde başarılı olduğum için de aynı zamanda izlemeye devam etti insanlar.

Youtube seni oyunculuk yapmaya itti mi? Kamera önünde oyunculuğa dönsem dediğin oldu mu?

Ben iki kere çok profesyonel olmasa da iki dizide oynadım. O zaman çok tedirgin olmuştum kamera önünde, zordu. Youtube’a ilk başladığımda da bu oldukça zordu. Şu an kameradaki beni tanıyorum ve biliyorum. Bu konuda YouTube bana çok ön ayak oldu. Televizyondan şu an bir teklif alsam bunu yaparken çok zorlanacağımı düşünmüyorum.

Hep ekran önünde olduğun için enerjik gözükmen gerekiyor. Modun düştüğünde ne yapıyorsun enerjini toplamak için?

Oyun oynamak ve yemek yemek. Ben inanılmaz bir oyun sever olmaya başladım. Ama daha fazla çalışmak istiyorum bu beni motive ediyor.

“Yerli dizi yersiz uzun” fikri hakkında ne düşünüyorsun? Türkiye de dizi sektörü nereye gidiyor sence?

Bunu söyleyebilmem için usta oyuncular gibi bir deneyimimin olması lazım. Şu an ben her şekilde uzun kısa fark etmez oynarım bir dizide. Oyuncu olarak devam edeceksem de kendimi en iyi şekilde geliştirmiş olmak isterim. 1,5 saatin içinde de izleyici olarak detay ilgi çekmiyor. En son izlediğim dizi “Aşkı Memnu’ydu”. Ben kendimi daha çok “Netflix kid” olarak değerlendiriyorum. Daha kısa diziler dolu içerikle benim daha çok ilgimi çekiyor.

Şimdi zirvedeyim desen o an nerde olursun ve ne yapıyorsundur?

Çok iyi bir markam vardır. New York’ta her zaman hayal ettiğim evimde mutfak tezgahının başında oturuyorumdur.

Çevrendeki insanlar hayatında sana ne kattı?

İyi bir dostluk kattılar bana. Çok güzel arkadaşlıklar biriktirdiğime inanıyorum. Sosyal medyada da tanınırlık bilinirlik kattılar. Ama her şeyden önce iyi bir arkadaşlık kattılar. Benim güçlüdür arkadaşlıklarım. Beni tanımayanlar beni çok kibirli bulurlar. Görselimden dolayı çok önyargılı davranıyorlar ama sohbet ettikten sonra fikirleri değişiyor.

Şu an ne eksikliği çekiyorsun hayatında?

Eksik olan tek şey sabır, sabretmekte sıkıntı çekiyorum.

 

 

Facebook'la Yorum Bırak
Paylaş.

About Author

Leave A Reply